Genel

Bireysel Psikoloji Üzerine : İtiraflarım

merhaba , genelde böyle başlamıyorum ama zaten bu yazım şimdiye kadar yazdığım tüm yazılarımdan farklı olacak. Öncelikle bu blogda aktif olarak yirmi küsur yazım görünse de aslında çok daha fazla yazıyı taslak olarak kaydediyorum. Bunlar daha çok kendime not başlıklı düşüncelerimden oluşan yazılar. Bu yazıyı yazmadan önce hepsine biraz göz attım. Aslında bu yazıda tıpkı onlar gibi kendime not şeklide olacak sanırım . Ama bu yazıyı paylaşmayı istiyorum çünkü bu yazının diğerlerinden bir farkı var : bu yazının bir itiraf olmasını istiyorum .

Nasıl başlamalıyım emin değilim . Sanırım önce size okuduğum bir kitaptan bahsedeceğim . Adı “Yaşam Bilgisi” Alfred Adler’in yazdığı bir psikoloji kitabı . Neden bu kitaptan bahsederek başladığımı açıklamam gerekirse şöyle ki : bu kitapta kendimin diğer yüzünü gördüm diyebilirim . Kitap bireysel psikolojinin temelleri üzerine hem örnekler vererek hem gerçek hikayeler üzerinden konuyu kavrayıp aynı zamanda kendi hayatınızla kıyaslamak imkanı tanıyor . Başta tüm diğer felsefe kitapları gibi sıkıcı gelse de işin içine girdikçe çevrenizde olan biteni farklı bir gözle görüyorsunuz. İşte bu farklı bakış açısıyla kendime baktığımda o insanlardan sakladığım düşüncelerim beni ürpertti . kitabı okudukça daha önce kendimle ilgili şikayet ettiğim özelliklerin kiminin faydalı , kiminin de “normal” olduğunu fark ettim . Aynı zamanda kendimde sevdiğim ve övdüğüm bazı şeylerin benim çocukluğumdan kalma bir hata birikimi -birer newroz- olduğunu anladım .

Kitabı almak isteyenler için görsele tıklayarak uygun fiyatlı bir tane alabilirsiniz.

İşte burada bu ilginç kitabın sayfalarında bulduğum “karanlık beni” anlatmak istiyorum. Karalık ben dedim çünkü onun şimdiye üstü örtülmüş bir sandık gibi olduğunu düşünüyorum . Başlamadan önce kendimle ilgili birkaç özelliği belirteceğim ama şunu belirtmek istiyorum ki kitapta bu başlıklar ayrı birer konu olarak işlenmiş, tamda bu yüzden bu özelliklerimi belirtmek istiyorum .

1- Ailenin ikinci çoçuğuyum

2- Bir kız çoçuğu

İkinci çocuk olmanın belkide doğası gereği: asi bir kişiliğe ve mücadeleci bir yana sahibim . Bu yanım bana her zaman zorluk çıkarmış bir durum : bazen fazla korumacı olmam yada fazla açık sözlü olmam insanlara sorun yaratabiliyor . Üstüne bir de sürekli içinizde insanları yargılayan bir taraf oluyor : bu yaptığı doğru mu ? . Bu elbette benimde yapmak istemediğim ama kendimi buna mecbur hissettiğim newrotik bir hadise.

Tabi bunların yanında bu mücadeleci yanın bana çok fazla katkısı da oldu . İnsanların güvenini elbette onlara ilgi göstererek ve kendinizi açarak elde edebilirsiniz diye düşünüyorum . Bende çoğu zaman kendim hakkında açık bir insanımdır . Üstüne hem insanlara ilgi göstermeyi hem onlarla ilgilenmeyi oldum olası severim (ancak bu özellik bazen yanlış anlaşılmalara neden olduğunda sıkıcı bir hal alıyor) . Velhasıl insanlar bana kolayca güvendiğinden hayatta fırsatları yakalamaya eğilimli olduğumu sanıyorum.

Kuzgunları bu yüzden seviyorumdur belkide .

İşte tam bu noktada bir newrotik bulgumu daha yakalamanızı bekliyorum : ego ? . Biz bunu bu şekilde duymaya alışık olsak da kitapta da anlatıldığı gibi bu kelimenin uygun kullanımı burası değildir . bunun açıklaması olarak şöyle bir yazıyı meraklılarına bırakıyorum . Doğrusu insanların bu konu üzerine de uzunca düşünmesinden yanayım .

Sonuçta bendeki bir diğer newroztik bulgu : üstünlük duygusunun , alçaklık duygusunu aşmasıdır .Fark ettiyseniz bende üstünlük duygusunun olması demedim . Çünkü bu iki duygu veya daha iyi anlaşılsın diye şöyle ifade edeyim : bu kompleksler insanda tabiidir. yani aslında ikisine de sahip olmamız doğal ancak bunlardan birinin artması diğerinin de dengesizleşmesi ile sonuçlanıyor. Yani bu iki kompleks arasındaki denge sağlanamadığında bu sizi -Adler’in tabiriyle- toplumun yararsız tarafına itebilir. Bu yararsız taraf ilgili yorumu ben size bırakmak istiyorum . Bu konudaki fikirlerinizi duymak için sabırsızlandığımı söylemem gerek çünkü herkesin yararlı/yararsız taraf olarak seçtiği şeyin yani yaşama verdiği tanımın farklı olduğunu düşünüyorum .

Çocuklarla konuşun ilginç şeyler öğreneceksiniz.

Yine başlıklarımıza dönecek olursak ikincisi : bir kız çocuğu olmam … bu başlık erkeklerin ilgisini çekmeyecek gibi, klişe cümler ile dolu gibi geliyordur eminim. ama öyle olmayacak çünkü size aşağı görülen kadından , hor görülme ve şiddetten bahsetmeyeceğim. Bence bunları yeterince dinledik . Benim anlatmak istediklerim farklı . Ben daha çok çocuklardan bahsetmek istiyorum . Onları nasıl yetiştirdik ve ne olmalarını bekledik ?

Çocuklar insani bir içgüdü olarak çevrelerindeki en güç sahibi kişiye benzemek ister. Yani her çocuk yaşamın ilk beş yaşlık evresinde kendine bir örnek/idol belirleyerek yaşan mottosunu buna göre belirlerler . Yani kısaca iyi bir nesil yetiştirmek, iyi örnek olabilmekle paralel giden olgulardır . Bunlar bireysel psikolojinin öne sürdüğü yargılardır .

Bireysel Psikoloji ve:

ALFRED ADLER

O halde soruyorum: kızların erkekler kadar cesur olmadığını söyleyip onlarda aşağılık duygusu oluşturmak aynı şekilde erkeklerin de doğuştan güçlü olduğuna inanmalarına sağlamak bize ne fayda sağlıyor . Yani demek istediğim madem tüm çocuklar çevrelerindeki en güçlü kişiye en hakim kişiye benzemek istiyor . Neden direk kızları eliyoruz bu erkelere benzemeye çalışan kız çocuklarının ortaya çıkmasına neden olmaz mı ? Kız çocuklarına sürekli dişiliklerini saklamaları gerektiğini hatırlatıyoruz ama bu dişiliğin onların doğası olduğunu anlatmayı unutuyoruz . Sonuçta kendini tanımayan bu kız çocuklar doğru ilişkiler kuramayarak, toplumun yararsız tarafında kalıyor . Aynı şekilde erkek çocuklarına da sürekli üstün olduklarını söylediğimiz halde hayatta -gerçek dünyada- bu üstünlüğü elde edemediklerinde yaşadıkları afallamayı garip karşılıyoruz . İçlerinde bulundukları belkide buna zorlandıkları üstünlük kompleksi, onlarda aşağılık komleksine dönüşüyor ve bu dengesizlik toplumun yararsız tarafında kalmalarına neden oluyor . İşte bence tam da bu yüzden kendilerinden daha güçsüz olduklarını düşündükleri için eşleri üzerinde üstünlük kurmaya çalışan “katiller” toplumda çoğalıyor . Bu çok derin ve yaralayıcı açıklamaları kendimde yeterince iyi açıklayacak bilgiyi görmediğimden bir video linki bırakmak istiyorum . En azından kitabı okumasanız bile bir fikir sahibi olmanız için faydalı olacağını düşünüyorum .

Not : SİE (sürdürülebilir iyi ebebeyinlik)’ten bir video ama her yaştan insana hitap ettiğini düşünüyorum . Siz yine de ön yargılarınızı aşıp bir izleyin derim .

Sonuçta , tüm bunları size de anlattıktan sonra kendime itiraf ediyorum : toplumun yararsız yanında olmaya çok yakınım . Ağır basan üstünlük kompleksim ile , insanlarla doğru bağlar kurmakta çektiğim zorluklarla ve güvensizliğim ile yarı yarıya newrotik bir kişiliğe sahibim. İşte bu ve henüz benimde anlam veremediğim yanlarım bunlar benim “karanlık tarafım” . ben bugün bu yazıyla kendi id’imi ve süperego’mu tanıdığımı ve ayrıca ego’ma yeni şeyler öğrettiğimi varsayıyorum. Umarım bireysel psikolojinin dediği gibi herkes yararlı tarafta olabilecek potansiyeldedir . Çünkü bende bu günden sonra orada olmak için değişeceğim… Hayatı doğru amaçlara bağladığımız , “yaşanacak” günlere …

Sevgiler,

Şükran Turan

“Bireysel Psikoloji Üzerine : İtiraflarım” için 3 yorum

  1. Öncelikle çoğumuzun kaçırdığı ve aslında hayatımızda belki de en başta gelmesi gereken bir konuya yani insanın kendini tanıma meselesine değindiğiniz için ve bize yeni bir ufuk kazandıran bu yazınız için teşekkür ederiz.Yazınızı okuduktan sonra size de bu yolda faydası olabileceğini düşündüğüm birkaç şey söylemek istiyorum.Her insan bir karakter çekirdeğiyle doğuyor.Her ne kadar çevremiz bizi etkilese de aslında bu etkilenme ve bizim davranışlarımız sahip olduğumuz bu karakter tipine göre farklılık gösteriyor.Bunu bir örnekle açıklayacak olursak aynı ailede aynı şartlarda aynı kalıplara maruz kalan insanların aynı tepkileri ve davranışları sergilemediklerini biliyoruz.Mesela baskı gören çocuğun ilerde de baskıcı olacağı söylenir ama biz baktığımızda kiminde baskı gören çocuk hırçınlaşırken kimi çocuk tamamen içine kapanabiliyor.Bunun gibi birçok örnekte olduğu gibi bu farklılıkların nedenlerin araştırılması sonucu “Enneagram” denen kişilik tipleri bulunmuş.Herkes farklıysa insan sayısı kadar kişilik tipi vardır diyebilirsiniz ama bir şey farketmişler tüm insanların genel olarak 9 farklı kişilik tipinden birini baskın olarak gösterdiği.Yani ilginç gelse de insanları 9’a ayırmışlar.Yani her insan bu 9 karakter tipinden birini baskın olarak gösteriyor.Bu konu çok daha geniş olsada burada hepsine değinemeyeceğim için size bir kitap tavsiye edeceğim.Helen Palmer’in Ruhun Aynası Enneagram kitabı.Eğer daha önce hiç böyle bir şey duymadıysanız ilginizi çekeceğini ve faydalı olacağını düşünüyorum.Yararlı ve yararsız taraf meselesine gelince.Herkes sahip olduğu kişilik tipinin içinde 3 düzeye ayrılıyor:Sağlıklı düzey,ortalama düzey ve sağlıksız düzey.
    İşte asıl fark burada ortaya çıkıyor.Kişi kendi Enneagram tipini ve diğer insanların Enneagram tipini bildiği zaman neyi neden yaptığını ve diğer insanların neden öyle davrandığını bilmiş oluyor ve bu tahmin ettiğiniz gibi kişiye çeşitli avantajlar sağlıyor.Sağlıklı düzeye ulaşan kişilerinde kendine ve topluma yararlı olan tarafta olacağını söyleyebiliriz.Lafı çok uzattım biliyorum ama bence yukardaki yazınızda kendi üzerinizde tanımladığınız kişilik özelliklerini bir arada görünce eminim sizde şaşıracaksınız.

    Liked by 1 kişi

    1. Öncelikle esas ben değer verip yorum yaptığımız için teşekkür ederim . Ardından şunu belirtmek istiyorum ki gördüğünüz üzere ben bir profesyonel değilim yalnızca aklımda kurguladığım şeyleri yazıya dökmek isteyen biriyim . Bahsettiğiniz hususa gelince ennegram gerçekten ilginç bir keşiftir ve daha önce bu konu hakkında az da olsa bir şeyler öğrenmek fırsatım olmuştu. Kendim ENTP tartışmacı yada mucit denilen kişiliğe sahibim ama bu kişilik tiplerinin derecelerini ilk kez duydum. Sanırım her zaman öğrenecek yeni şeyler olacak bu yüzden tavsiye ettiğiniz kitap için minnettarım. En kısa zamanda ulaşıp okumayı çok isterim … Değerli yorumlarınızdan beni ilerde de mahrum bırakmayın lütfen, saygılarımla..🌸

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s